En son nerede kalmıştık bakalım… 2 gün önce Alaçatı’da online olup Hızır Kamp’ta yazdığım son günceyi yayınlamıştım. Planım kamptan sonra İzmir’e geçip orada bir hafta kalmaktı. Ama kamptan bir arkadaşım da Alaçatı’ya gidecek diye birlikte çıktık yola ama İzmir’e varış geç saatte olunca ona ne otobüs bulabildik ne de kalacak yer, böylece ben de onla birlikte Alaçatı’ya geçmeye karar verdim. Tamamen son dakika planlaması oldu. Bahsettiğim Hilmi, Alaçatı’da kite-surfing eğitmenliği yapıyor. Çok şirin bir karavanda yaşıyor-muş, hem de 3 yıldır. Garip kafalar… Beni bile aşar. Ama güzel insan, olduğu gibi akıyor içi dışına.

Hilmi surf yapar, Funda ancak izler 🙂
Zaten çok güzel insanlarla tanıştım kampta. İnsanlara güvensizliğimin had safhalara ulaştığı bir dönemde böyle kocaman kalpli bir grupla karşılaşmam inanılmaz şanslı hissettirdi bana kendimi. Umarım iletişimi koparmayız. Kapadokya’da benzer bir organizasyon planlıyoruz. Muhtemelen aynı kişilerle toplanırız yine. Ürgüp’e döner dönmez detaylarla ilgileneceğim.
Kamp çalışanları da enteresandı hani. Rahat tipler, gülen gözler… Kampın bulunduğu köy de ona keza… Yan yana 5 Alevi köyü düşünün herkesin güzel kafalarda olduğu. Düğünlere “caz” diyorlar ve en büyük masraf alkol için yapılıyor. Eğlence 3 gün sürüyor. Köylü deyip geçmemek lazım tabi, ben bu kadar eğitimlilerini bir arada görmedim. Endemik bitkiler üzerine ayaküstü ders veren teyzeler filan var. Merkeze her inişimde benden gazete getirmemi istediler ve o gazeteler okundu sırayla filan. Vakit var , o ayrı…
O değil de ben doyamamışım oraya, onu anladım. Bu bakımdan geri döndüm. Evet, geri döndüm. 300 km güneye indim Alaçatı’ya. Bir gece uyuyup ertesi gün geri döndüm kampa. 600 km yol yaptım yani dönüş için. Siz düşünün artık ne kadar huzur veren bir yer. İnternet olmadığı için gün içinde merkezde ofis olarak kullanabileceğim bi otel odası tuttum, akşamları ise kampa dönüp mutfakta gönüllü çalışıp ya kampta bir çadırda kalıyorum ya da otele dönüyorum. Haftasonu da hava koşulları izin verirse -malum yağmurlar gittikçe artıyor- geçen hafta gidemediğim Milli Park’a, Sarıkız’a ve Akyarlar’a giderim. Vakit kalırsa yine derede yüzerim. Param bitene ya da sıkılana dek devam…
Sanılmasın ki yolculuğa ara verdim. Ona her zaman devam ama bu kez biraz içsel bir yolculuk süreci başladı. Kalbimin ve aklımın en köşelerindekilere selam çakıyorum. Sağlıcakla kalın.

Yorum bırakın